Zaferin Sessiz Mimarları olan fedakâr antrenörlerimiz

Sayın Ahmet AK’tan;
💢Zaferin Sessiz Mimarları “Antrenörler”
Bir sporcu madalya kazandığında hep birlikte coşarız. Bayrağımızın göklerde dalgalanması, İstiklal Marşımızın yankılanması hepimizin göğsünü kabartır.
O anlarda isimler anılır, başarı hikâyeleri yazılır, alkışlar yükselir, hatta fotoğraf karelerine girebilmek için adeta bir yarış başlar. Bu başarıda emeği olmayanlar bile o karede yer almak için mücadele eder.

Ama o alkışların ulaşmadığı, ışıkların düşmediği bir yerde birileri daha vardır…
Onlar sessizdir, gösterişten uzaktır. Fakat kazanılan her başarının kalbinde onların emeği, onların yüreği vardır.

Çoğu zaman kameraların dışında kalırlar. Gazete manşetlerinde adlarına pek rastlanmaz. Ama onlar, kamplarda ve yarışmalarda sporcusundan önce uyanır; onunla birlikte ter döker, düşer, kalkar.
Bir şampiyon sahneye çıkmadan çok önce, onun karakterini ilmek ilmek dokur. Genç bir yüreğe inancı ilk onlar nakşeder.

Ve ne zaman bir sporcu başarısız olsa, ilk sorgulanan yine onlar olur.
Başarı geldiğinde ise en son hatırlanan…
Oysa her kürsüde, bir antrenörün uykusuz geceleri, sabırla verdiği öğütler, alnından süzülen teri ve ettiği dualar gizlidir.

Bakınız size bir örnek vereyim:
Dün itibariyle Bratislava’da sona eren Avrupa Güreş Şampiyonası’nda, kadın millî takımımız 10 sıkletin 7’sinde madalya kazanarak tarih yazdı.
Altın madalya gelmese de, 5 gümüş ve 2 bronz madalya ile millet olarak gururlandık, sevindik.

Şimdi şu soruyu sormak gerekmiyor mu?
Bu takımın arkasındaki isim, yıllardır başarıya imza atan ve son olarak Bratislava’daki bu muazzam başarının mimarı olan teknik direktör Efraim Kahraman’ı kaç kişi tanıyor?

Peki, onunla birlikte gece gündüz çalışan, emek veren, fedakârlık yapan antrenör ekibinden kaç kişinin adını biliyoruz?

Evet…
Çoğumuz bu kahramanların ismini dahi bilmeyiz.
O hocalar ki, sporcusunun gözlerinden ne hissettiğini anlar.
Sporcusu düşmeden önce onlar düşer yürekleriyle yere. Sonra birlikte kalkarlar ayağa.

Zaferi sporcu kazanır ama o ter, o mücadele, o inanç aslında ortaktır.
Kürsüde bir değil, iki yürek vardır. Biri alkışlanır, diğeri kenarda gözyaşını içine akıtır.

İşte budur antrenörün hikâyesi.
Sanılır ki antrenör olmak için sadece teknik bilgi yeterlidir.

Hayır.
Bir şampiyon yetiştirmek sadece bilgiyle olmaz.
Sabır gerekir, inanç gerekir, yürek gerekir. Samimiyet ve fedakârlık gerekir.
Kimi zaman bir sporcunun geleceği için kendi hayatından, ailesinden, hayallerinden, hatta zevklerinden bile vazgeçmeyi göze almak gerekir.

Onlar sadece bir teknik direktör değil, bir yaşam rehberidir aslında.
Bir gencin parlaması için kendinden vazgeçen koca yüreklerdir onlar.

Bu yüzden artık sadece kürsüdeki sporcuları değil, o kürsüye çıkan gençleri yetiştiren bu isimsiz kahramanları da hatırlayalım.

Çünkü zaferin ortağı, mücadelenin yoldaşı, sporun gerçek emekçileri onlardır.
&&&
Tebrikler Efraim Kahraman…
Ve yürekten tebrikler, bu tarihi başarının mimarları olan fedakâr antrenörlerimiz…

Siz yalnızca bir takım değil, bir ruh inşa ettiniz.
İnanın ki, bu Avrupa Şampiyonası’ndaki zaferde emeğiniz, kürsüdeki her madalyada ışıldıyor.

İyi ki varsınız. İyi ki sporcunun ardında sizin gibi koca yürekler var.
Kaleminize sağlık
Sayın; AK..

Benzer Haberler

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Haberi Paylaş

spot_img

Son Haberler

Bülten

Güncel kalmak için abone olun