ORHAN AYHAN’LA SPOR; Ata Karataş–29 Ağustos 2026 Cumartesi/09.00’da/TRT SPOR’ da . Öncelikle Orhan Abi’ye teşekkür ederek başlamak istiyoruz.
Orhan Ayhan ağabeyimiz 88 yaşında ve tam 63 yıldır sporun, özellikle de spor yayıncılığının içerisinde. Böyle bir insanla aynı programda bulunmak benim için gerçekten büyük bir mutluluk ve onur.
Bizde Türk güreşinin içerisinde 1969 yılında başlayan yolculuğumun bugün 57. yılına basıyoruz.
57 YILLIK BİR GÜREŞ YOLCULUĞU;
1969 yılında dört kardeş; Mehmet (Hakkın rahmetine kavuştu.),Mahfuz, Mehdi ve Ata olarak İstanbul Güreş İhtisas Kulübü’nde güreşe başladık. Vefa Lisesi’nde öğrenciydik. Hocamız rahmetli Adnan Yurdaer’di. O gün minderin üzerine çıkan dört kardeşten biri olarak başlayan hikâyemiz, bugün 57. yılına geldi.
Bu süreçte sadece güreşmedik.
Öğretmen olduk, antrenör olduk, millî takım antrenörlüğü yaptık, hakemlik yaptık, yöneticilik yaptık, teknik kurullarda görev aldık, yazılar yazdık, arşiv oluşturduk.
Kısacası hayatımızın önemli bir bölümünü Türk güreşine hizmet ederek geçirdik.
2004 Atina, 2008 Pekin ve 2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nda Millî Takım Antrenörü olarak görev yaptık. Dünya ve Avrupa Şampiyonalarında da görevlerimiz oldu.
Ama bugün geriye dönüp baktığımızda, bütün bu görevlerin yanında bizim için başka bir şeyin daha çok önemli olduğunu gördük.:
İnsan biriktirmek.
Çünkü güreş sadece minder üzerinde kazanılan madalyalardan ibaret değil.
Güreşin arkasında çok büyük bir insan emeği var.
GÜREŞİYORUM / PORTRE NASIL DOĞDU?
Yaklaşık yedi yıl önce akademisyen güreşçi ve öğretim görevlisi Dr. Ramazan Sarbanbaşı hocamızla güreş üzerine sohbet ederken bir fikir ortaya çıktı.
Kendi kendimize sorduk:
“Güreşe emek veren insanları neden yazmayalım?”
Ve “Güreşiyorum / Portre” böyle başladı.
İlk başlarda bunun 300 bölüme ulaşacağını elbette düşünmemiştik.
Ama başladık.
Şampiyonları yazdık.
Federasyon başkanlarını yazdık.
Antrenörleri yazdık.
Hakemleri yazdık.
Akademisyenleri yazdık.
İdarecileri, doktorları, il temsilcilerini yazdık.
Yağlı güreşe hizmet edenleri yazdık.
Güreşçi ailelerini, kardeşleri, baba-oğulları yazdık.
Yani sadece minderin üzerinde alkışlananları değil, minderin arkasındaki emeği de anlatmaya çalıştık.
Temmuz 2026 sonunda 300. bölümü tamamladık.
300 PORTRE NE DEMEK?
Bize göre 300 Portre, sadece 300 yazı değildir.
300 Portre, Türk güreşinin hafızasıdır.
Çünkü bugün bazı isimleri hatırlıyoruz, bazılarını ise zaman içerisinde unutabiliyoruz.
Bizim amacımız,
“Bu insanlar vardı ve Türk güreşine emek verdiler” diyebilmekti.
Yaşar Erkan’dan Yaşar Doğu’ya, Hamit Kaplan’dan Mithat Bayrak’a; Hamza YERLİKAYA’ dan , Rıza Kayaalp’e ,Ahmet Ayık’tan Taha Akgül’e, Yasemin Adar’ dan kadar birçok şampiyonumuzu anlattık. Ama aynı zamanda antrenörleri, hakemleri, akademisyenleri, yöneticileri, doktorları ve güreşin diğer emekçilerini de bu arşivin içerisine aldık. Çünkü bir şampiyon ortaya çıkıyorsa, onun arkasında mutlaka bir antrenör, bir aile, bir kulüp, bir yönetici, bir doktor, bir hakem ve daha birçok insan vardır. Biz biraz da o görünmeyen emeği görünür hâle getirmek istedik.
BİR ARŞİV OLUŞTU
Bu çalışmalar yedi yıl boyunca www.guresiyorum.com ve sosyal medya hesaplarımızda yayımlandı. Bugün geriye dönüp baktığımızda yaklaşık 300 bölümden oluşan ciddi bir arşiv ortaya çıktı.. Nasip olursa bu çalışmaların bir üniversite tarafından kitap hâline getirilmesini arzu ediyoruz. Yakında izin alıp yayınlayacağız. Prof. Dr. ……… Kesinleşince yayınlayacağız.
Çünkü bizim için önemli olan sadece bugünü anlatmak değil.
Gelecek nesillere bir belge bırakmak.
Belki yıllar sonra genç bir güreşçi veya araştırmacı bu arşive bakacak ve “Bizim güreşimizde kimler vardı, kimler hizmet etti?” diyecek.
İşte o zaman yaptığımız çalışmanın gerçek anlamını bulduğunu düşüneceğiz.
TÜRK GÜREŞİNE HİZMET
Biz kendimizi hiçbir zaman sadece bir güreşçi olarak görmedik.
Güreş bizim için bir hayat biçimi oldu.
Öğretmenlik yaptık.
Okullarda güreş yaptırdık.
Antrenörlük yaptık.
Millî takımda görev yaptık.
Yöneticilik yaptık.
Türkiye Gazetesi’nde 15 yıl “Güreşiyorum” köşe yazılarını yazdık.
Türk Güreş Arşivi oluşturduk.
TMOK üyeliğimiz oldu ve 2014 yılında Fair Play Ödülü’nün Kariyer Dalı’na layık görüldük.
Bunların her biri bizim için ayrı bir hatıra.
Ama hepsinin ortak bir noktası var:
Güreşe bir şey katabilmek.
BUGÜNDEN YARINA
Şimdi önümüzde yeni bir dönem var.
Türk güreşinin geçmişini bilmek zorundayız.
Çünkü geçmişini bilmeyen bir sporun geleceğini planlaması kolay değildir.
Bugün 2028 Los Angeles Olimpiyatları’na doğru gidiyoruz.
Ardından Brisbane 2032 ve inşallah İstanbul 2036 hedefi var.
Dolayısıyla artık sadece bugünün başarısını değil, geleceğin güreşçisini de düşünmek zorundayız. Altyapıya, eğitime, antrenöre, kulüplere, bilimsel çalışmaya ve geleneklerimize sahip çıkmak zorundayız.
Bizim bugün yapmaya çalıştığımız da bunun bir parçası.
Güreşiyorum / Portre ile geçmişin insanlarını kayıt altına aldık.
Şimdi ise “Güreşiyorum / Gelenekler” ile güreşe hizmet eden insanları, değerleri ve gelenekleri anlatmaya devam ediyoruz.
Çünkü bizim çok büyük bir güreş kültürümüz var.
SON SÖZ
Ben 1969 yılında dört kardeşten biri olarak mindere çıktım.
57 yıl sonra hâlâ güreşin içerisindeyim Mevla’ma şükürler olsun.
Bugün gençlere baktığımda şunu söylüyorum:
Güreş sadece minder üzerinde yapılan bir mücadele değildir.
Güreş; emektir, sabırdır, kardeşliktir, gelenektir.
Ve en önemlisi, kendinizden sonra gelecek nesillere bir şey bırakmaktır.
Biz “Güreşiyorum / Portre” ile 300 bölüm boyunca bunu yapmaya çalıştık.
Bu çalışmaya katkı veren, yazılarımıza bilgi veren, fotoğraf gönderen, hatıralarını paylaşan herkese teşekkür ediyoruz.
Özellikle bu fikrin ortaya çıkmasına vesile olan Dr. Ramazan Sarbanbaşı hocamıza teşekkür ediyoruz.
Ve bugün burada bize söz veren Orhan Ayhan ağabeyimize ayrıca teşekkür ediyoruz. Cumartesi 09.00 ‘dan itibaren zamanınız olursa lütfen izleyelim. TRT SPOR
İyi ki güreş var.
İyi ki bu büyük ailenin içerisindeyiz.
Güreşiyorum ve güreşmeye devam ediyoruz.
Cumartesi ; 09.00’ dan itibaren TRT SPOR ‘da Orhan AYHAN ‘la Spor’ da görüşmek üzere.
