Güreşiyorum Dertlenmek Gerekli, daha fazla dökmeden ve kırmadan

Güreşiyorum; Dertlenmek Gerekli; Daha Fazla Kırmadan ve Dökmeden…
Los Angeles 2028 Olimpiyat Oyunları’na yaklaşık 700 gün kaldı.
Önümüzde orta vadede 2032 Brisbane, uzun vadede ise 2036 İstanbul hedefi var.
Türk güreşinin özellikle Olimpiyatlarda altın madalyalara ihtiyacı olduğu bir gerçek. İstatistiklere, rakamlara ve geçmişin ayrıntılarına bugün girmeyeceğiz.

Çünkü bugün çok daha önemli bir konuya değinmek istiyoruz.
Bundan yaklaşık iki hafta önce,
“Ata Hocam, neden bir şeyler yazmıyorsunuz?” diyen dostlarımız oldu. Şimdi yazıyoruz…
Ortalık kırılıp dökülmeden.
Çünkü Türk güreş camiası büyük bir ailedir.

Bu ailenin içinde görüş ayrılıkları olabilir. Hakem kararları, uygulamalar, yönetim anlayışları ve farklı değerlendirmeler olabilir. Bunların hepsi konuşulabilir, tartışılabilir. Varsa hatalar karşılıklı anlayış içerisinde değerlendirilir, gerekli özeleştiriler yapılır ve meseleler çözüme kavuşturulur.

Ancak bazı konuların kişiselleştirilerek büyütülmesi, yalnızca kişilere değil, Türk güreşine zarar verir.

İki şampiyon…
Bugün özellikle iki değerli güreş insanımızdan söz ediyoruz:
Hamza Yerlikaya ve Taha Akgül.
İkisi de Türk güreşinin yetiştirdiği büyük şampiyonlar.
İkisi de ay-yıldızlı mayoyu taşıdı.
İkisi de ülkemize büyük gururlar yaşattı.
İkisi de başarılarıyla Türkiye’nin adını dünyaya duyurdu.
Bugün biri Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı, diğeri Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı.

Dolayısıyla artık yalnızca geçmişte kazandıkları madalyalarla değil, bugün taşıdıkları sorumluluklarla da Türk sporuna hizmet ediyorlar.
Aralarında bir süredir devam eden bir gerginlik olduğu kamuoyunun da malumu.
Bizim meselemiz bunun nedenini araştırmak, kimin haklı olduğunu tartışmak veya geçmişte yaşanan bir olayın tarafını tutmak değildir. Bizim meselemiz Türk güreşidir.

Çünkü önümüzde yaklaşık
700 gün sonra başlayacak bir Olimpiyat var.
Türk güreşi iki Olimpiyat Oyununda altın madalya kazanamadı; 2020 ve 2024.
Şimdi yeniden hedefe kilitlenme zamanı.
Küçük hesapları bir kenara bırakalım.
Kendimizi değil, ortak davamızı düşünelim.
Kimsenin kimseyi ötekileştirmediği, herkesin birbirinin yüzüne yarın da bakabileceği bir güreş ortamına ihtiyacımız var.

“Şunun adamı”, “bunun tarafı” gibi ayrımlar Türk güreşine hiçbir şey kazandırmaz.
Herkesin bir hesabı olabilir.
Ama bugün hesaplaşma zamanı değildir.
Bugün el ele verme zamanıdır.

Çünkü yıllar sonra Türk güreşi açısından çok önemli bir atmosfer yakalanmıştır.
Güreş yapmış, güreşin içinde 57 yılını geçirmiş biri olarak söylüyorum:

Bu kadar çok güreş insanının aynı anda farklı görev ve sorumluluklarda bulunması,
Türk güreşi açısından çok önemli bir fırsattır.

Bakanımız Sayın Dr. Osman Aşkın Bak, Bakan Yardımcımız Hamza Yerlikaya,
Prof. Dr. İrfan Gündüz, güreşçi milletvekillerimiz Ali İnci ve Veysel TİPOĞLU, Prof. Dr. Süleyman Şahin, Türkiye Güreş Federasyonu Başkanımız Taha Akgül, eski federasyon başkanlarımız, şampiyonlarımız, yöneticilerimiz, UWW’deki temsilcilerimiz, federasyon ve kulüp yöneticilerimiz, güreş ailesi içerisine üniversitelerde görev yapan güreş adamı Akademisyenler, (Profesör, doçent, dr v.s) fakülte dekanlarımiz, bürokratlarımız, belediyelerimiz, güreşçi il ve ilçe müdürlerimiz, BESYO mezunu güreşçiler, okullarımız, eğitim ordusu
ve daha onlarca güreş sevdalısı…
Bu kadar güreş insanının aynı dönemde görevde olması önemli bir güçtür.
Bu fırsatın kıymetini bilmeliyiz.

Çünkü Türk sporunun lokomotiflerinden biri olan güreşin önünde Olimpiyatlar var.

Ormana düşen yangın…
Ormana düşen bir yangın yalnızca bir ağacı yakmaz. Bütün orman zarar görür.

Güreş camiasında yaşanan her kırgınlık da yalnızca iki kişiyi ilgilendirmeyebilir. Eğer büyür, taraflara ayrılır ve kişiselleşirse bütün camiayı etkiler. Bu nedenle herkes biraz daha sağduyulu olmalı.
Herkes biraz daha birbirini anlamaya çalışmalı.
Ve özellikle şampiyonlarımızın taşıdığı sorumluluk çok daha büyük olmalı.
Çünkü şampiyonlar yalnızca kürsülerde değil, milletin gönlünde de yer edinir.
Hamza Yerlikaya’nın da Taha Akgül’ün de Sayın Cumhurbaşkanımızla güçlü bir iletişimi ve ülkemiz sporuna hizmet eden geçmişleri bulunmaktadır.
Ortak değerleri vardır.
Ortak hedefleri vardır.
Ve en önemlisi, ikisinin de ortak sevdası
Türk sporudur, Türk güreşidir.

Öyleyse aradaki kırgınlıkların kalıcı olmasına izin verilmemeli.

Küskünlükler kişisel kalabilir; ancak
Türk güreşinin Olimpiyat hedefi kişisel değildir. Şampiyonlar yeniden aynı hedefte buluşmalı.

Bizim temennimiz çok açık:
Hamza Yerlikaya ve Taha Akgül’ün, geçmişte yaşananları geride bırakarak Türk güreşinin geleceği için yeniden aynı masa etrafında buluşmalarıdır.

Kimsenin kaybetmesine gerek yok.
Çünkü burada kazanması gereken bir kişi değil;
Türk güreşidir.
2028 Los Angeles…
2032 Brisbane…
2036 İstanbul…
Üç Olimpiyatlık bir yol haritası önümüzde duruyor.

Bu yolun ilk durağında yaklaşık
700 günümüz var.

Bu zamanı kişisel küskünlükleri sürdürmek yerine, hedefe giden yolda birlikte değerlendirelim.

Son söz
Türk güreşi, milletimizin ortak emanetidir.
Dün birlikte zaferler kazananların, yarın da aynı hedef etrafında buluşacağına inanıyoruz.
Fikir ayrılıkları olabilir.
Kırgınlıklar olabilir.
Ama kırgınlıklar kalıcı olmamalıdır.
Türk güreşine emek veren herkesin ortak paydası ay-yıldızlı bayrağımızdır.
Bu ortak değeri korumak hepimizin sorumluluğudur.

Türk güreşinin gücü yalnızca şampiyonlarından değil, birliğinden ve beraberliğinden gelir. Bu nedenle kişileri değil, ortak davamızı öne çıkaralım.

Vefayı unutmayalım.
Sağduyuyu kaybetmeyelim.
Kardeşlik hukukunu koruyalım.

Ve birbirimizin yüzüne bakabileceğimiz bir güreş ortamını hep birlikte oluşturalım.

Temennimiz; kırgınlıkların son bulduğu, vefanın, sağduyunun ve kardeşliğin kazandığı bir spor iklimidir.

Bir de naçizane bir not:
Özellikle sosyal medyada herhangi bir paylaşım yapmadan önce, güvendiğiniz bir dostunuzla, arkadaşınızla istişare etmekte fayda var.

Çünkü bazen bir cümle, yılların emeğinden daha hızlı kırabilir.

Ve son sözümüz yine güreşten gelsin:
Güreş tutmak sadece karşındakini yıkmak değildir. Güreş tutmak, öfkelendiğinde önce kendi öfkesini yenebilmektir.
Esas pehlivanlığın büyüğü budur.
Sanırım anladınız…

Ata KARATAŞ
13 Ağustos 2026

Benzer Haberler

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Haberi Paylaş

spot_img

Son Haberler

Bülten

Güncel kalmak için abone olun