Güreşiyorum; Seçim ve aramızda kalsın ha!!

GÜREŞİYORUM;SEÇİM ve ARAMIZDA KALSIN HA.!! Bugün, spor ve güreş camiasının belli bir kesiminde adeta alışkanlık hâline gelen, dilden dile aktarılan iki önemli konuya değinmek istiyoruz.

İzninizle birinci konumuzla başlayalım.
1. ARAMIZDA KALSIN!!
Güreş camiasında, iki kişinin arasında kalması gereken ne kadar çok sır ve dedikodu var!
Bir bakıyorsunuz, hiç tahmin etmediğiniz bir yerde yeniden gündeme geliyor.

Ve deniyor ki:
“Aman ha, aramızda kalsın, değil mi?”
Bir de bakıyorsunuz, duymayan kalmamış!

Bu konuda biraz farklı sayılabiliriz.
57 yıl boyunca, özellikle güreşle ilgili öyle sırlarla karşılaştık ki… Verdiğimiz sözler var. Mezara kadar bizimle kalacak olanlar var.

Geçmişte de bugün de camiamızda doğal olarak dargınlıklar ve küslükler yaşanabiliyor.
Bir dönem sonra bir bakıyorsunuz:
“Allah Allah!
Yahu bunlar daha dün birbirlerine demediklerini bırakmıyorlardı!”

Ne yazık ki bir müddet araları fevkalade iyi olan bazı kişilerin, sonradan dargın veya küskün hâle geldiklerinde, hele işin içine kişisel menfaatler de girdiğinde, bir araya gelmekten kaçındıklarını görüyoruz.
Sosyal medyada bir anda karşı gruplar oluşturuluyor.
Yeni mi?
Hayır!

Geçmişte de gördük, bugün de görüyoruz. Görmeye de devam ediyoruz.

Peki, duruş olmayacak mı?
İşte asıl mesele bu!

Duruş sahibi olmak, sağduyulu davranmak, hoşgörülü olmak ve geçmişte yaşananları her fırsatta yeniden gündeme taşımamak…
Elbette kolay değil.

Temennimiz, bu karaktere sahip insanların sayısının artmasıdır.
Son zamanlarda buna benzer birlikteliklere ve yeniden bir araya gelişlere o kadar çok şahit olduk ki…
Üstelik bunu alışkanlık hâline getirenler de var.

Peki, bu durum yalnızca bir asrı aşan olimpik minder güreşinde mi yaşanıyor?
Hayır, tabii ki!

Maalesef istişare kültürüne gereken önemi verenlerin sayısı az. Oysa tecrübeli, bilgili ve işinin ehli insanlarla fikir alışverişinde bulunmak, her camia için büyük bir kazanımdır.

Unutmayalım:
Hiçbir makam baki değildir. Elbette bir gün sona erer.
İşte o zaman geriye dönüp bakılır:
Ne yaptı, ne bıraktı, nasıl bir iz bıraktı?
Mezarlıklar kendilerini vazgeçilmez sananlarla dolu.
Hiç kimse vazgeçilmez değildir!

İnsanın güvenebileceği, sırtını yaslayabileceği dostları olmalı. Makamlar geçer, görevler biter; geriye insanlık, dostluk ve karakter kalır.

2. GÜREŞTE DELEGE SİSTEMİ DEĞİŞMELİ!

Gelelim ikinci konumuza…
Türk güreşinde daha adaletli, daha kapsayıcı ve liyakati esas alan bir delege sistemi oluşturulmalı.

Kasım 2026’da
Türkiye Güreş Federasyonunun (TGF) mali kongresi var. Ardından,
2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları sonrasında federasyonun genel kongre süreci gündeme gelecek.

Bu konuyu daha önce de birkaç kez yazdık.
Düşüncelerimizi ve önerilerimizi bir kez daha kamuoyuyla paylaşalım.

1. Şampiyonların oy hakkı genişletilmeli.
Bugünkü sistemde şampiyonlardan yalnızca kura ile belirlenen beş kişinin oy kullanabilmesi, bizce yeniden değerlendirilmelidir.

Olimpiyat Oyunları’nda madalya kazanan bütün güreşçilerimizin,
Dünya Şampiyonlarının ve Avrupa Şampiyonlarının oy hakkı bulunmalı.

Türk güreşine uluslararası alanda madalya kazandırmış sporcuların, kendi federasyonlarının geleceği konusunda söz sahibi olmaları son derece doğal değil mi?

2. İl temsilcilerinin temsili güçlendirilmeli.
81 ilimizde il temsilcilerimiz var. Ancak bütün iller aynı şekilde oy hakkına sahip değil.
Her ilin ayrı ayrı temsil edilmesi mümkün olmayacaksa bile bölgesel bir temsil modeli üzerinde durulmalı.

3. Hakem ve antrenörlerin temsili artırılmalı.
Güreşin gelişmesinde büyük emeği olan hakemlerimizin ve antrenörlerimizin delege sistemindeki temsil oranları artırılmalı.

Minderin içinden gelen, yıllarını güreşe veren, başarıya ve başarısızlığa sahada tanıklık eden insanların görüşleri daha fazla dikkate alınmalı.

4. Kulüplerin temsilinde liyakat esas alınmalı.
Hayatında güreş yapmamış, güreşle ilgilenmemiş kişilerin yalnızca bir kulüp üzerinden delege olup oy kullanabilmesi, mevcut sistemin sorgulanması gereken yönlerinden biridir.

Elbette kulüplerin temsil edilmesi önemlidir. Ancak bu temsilin güreşe verilen emek, branşa hâkimiyet ve sorumluluk bilinciyle desteklenmesi gerekir.
Daha adaletli bir delege sistemi oluşturulmalı.

5. Siyaset, federasyon seçimlerinin önüne geçmemeli.

Federasyon seçimlerinde sportif liyakat, tecrübe, proje ve başarı ölçütleri belirleyici olmalı.
Siyasi yönlendirmelerin, güreşin kendi ihtiyaçlarının önüne geçmemesi gerekir.

6. Kurumların temsilinde branşa özgü değerlendirme yapılmalı.
Federasyon kongrelerinde belirli sayıda delegeyle temsil edilen kurumların, kendi bünyelerindeki branşları ve sportif sorumlulukları dikkate alınarak daha bilinçli bir temsil anlayışı geliştirmeleri önemlidir.

7. Federasyon başkan adaylarından yazılı bir gelecek planı istenmeli.
En önemli önerilerimizden biri de budur.
Her defasında dile getiriyoruz:

Federasyon başkanlığına aday olan kişiler, 4+4 yıllık hedeflerini, projelerini ve çalışma planlarını yazılı olarak hazırlayıp Bakanlığa imza karşılığında teslim etmeli.
Bu dosyada altyapıdan kulüplere, millî takımlardan uluslararası başarılara, antrenör eğitiminden bilimsel çalışmalara kadar bütün hedefler açıkça yer almalı.
Dönem sonunda verilen sözlerin ne kadarının yerine getirildiği değerlendirilmelidir.

Başarısızlık durumunda yeniden adaylık konusunda ciddi ve önceden belirlenmiş kriterler getirilmeli;

Başarılı bir ilk dönemin ardından ikinci dönem için de öngörülebilir, şeffaf ve objektif bir değerlendirme yolu oluşturulmalıdır.

Böylece yalnızca seçim kazanmak değil, verilen sözleri yerine getirmek de önem kazanır.

8. Delege başkanı seçmeli, yönetimi ise başkan oluşturmalı.
Delegenin temel görevi federasyon başkanını seçmek olmalı. Başkan da mevzuata uygun biçimde, birlikte çalışacağı yönetim kadrosunu oluşturmalı.

Böylece sorumluluk, yetki ve hesap verebilirlik arasındaki ilişki daha açık hâle gelir.

57 YILDIR GÜREŞİN İÇİNDEYİZ, AMA…
Gelelim konunun bizi yakından ilgilendiren tarafına.
57 yıldır güreşin içindeyiz.

Bugüne kadar yalnızca Osman ŞANSAL ile Ahmet AYIK’ın yarıştığı seçimde oy kullanabildik.

2001 yılında Avrupa Şampiyonası’nda resmî olarak Teknik Direktör sıfatıyla görev yaptık.

Belgelerimiz olmasına rağmen bugüne kadar federasyon seçimlerinde oy kullanma imkânımız olmadı.

Kasım 2026’daki mali kongrede ise TMOK adına oy kullanacağız.
Ikinci kez..

Yani 58 yıldır güreşin içindeyiz;
Sporcular yetiştirdik, millî takımlarda görev yaptık, uluslararası şampiyonalarda ülkemizi temsil eden kafilelerin sorumluluğunu üstlendik ve yıllardır güreşin hafızasını kayıt altına almaya çalıştık.

Bunca yılın ardından insan ister istemez düşünüyor:

Güreşe verilen emek, tecrübe ve hizmet, federasyonun geleceğinin belirlenmesinde ne kadar karşılık buluyor?

Bizim meselemiz şahsi bir oy hesabı değil.
Meselemiz, Türk güreşinin geleceği!

Daha adaletli bir temsil, daha güçlü bir istişare kültürü ve başarıyı esas alan bir yönetim anlayışı…
İstediğimiz budur.

Güreşin geleceği, yalnızca seçim günlerinde değil, seçimlerden sonra da düşünülmeli.

Bu makalemizi güneşli bir İstanbul sabahında
Sariyer /Eminönü vapurunda yaziyoruz

Güreşiyorum…
300 Güreşiyorum Portreleri yazan
Ve
Geleneklerle devam eden
Ata KARATAŞ

Benzer Haberler

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Haberi Paylaş

spot_img

Son Haberler

Bülten

Güncel kalmak için abone olun