YETERKI YETERLİ BIR ŞEKİLDE HAZIRLANALIM..

“YETER Kİ GEREKLİ ŞEKİLDE HAZIRLANALIM!” Güreşiyorum.
Astana 2026 Dünya Şampiyonası’nın ardından: Önümüzde üç önemli sınav var. 2027 ve 2028 için hâlâ zamanımız var!
2027 Avrupa Oyunları,
2027 Büyükler Dünya Şampiyonası ve tabii ki 2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları…
Bunları planlamak, gerekli hazırlıkları yapmak ve Türk güreşini hedeflerine ulaştırmak öncelikle Türkiye Güreş Federasyonuna düşüyor.

Astana’da gerçekleştirilen 2026 Büyükler Dünya Güreş Şampiyonası’nı beklentilerimizin altında tamamladık.
Bugün itibarıyla önümüzde üç önemli sınav bulunuyor.

1. 2027 Avrupa Oyunları: Önümüzde 227 gün var. Olimpik sıkletlerde katılabileceğimiz bu organizasyon, sporcularımızın uluslararası tecrübesi ve sıralama puanları bakımından da önemli bir fırsat.

2. 2027 Büyükler Dünya Şampiyonası: Olimpiyat oyunlarına kota alma yolunda en önemli sınavlarımızdan biri.

3. 2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları: Bildiğiniz gibi önümüzde 621 gün kaldı. Artık iki yılın da altına indik.

Bu nedenle Türkiye Güreş Federasyonu Olimpik Kurulunun ve ilgili teknik kurulların bir araya gelerek Astana Şampiyonası’nın kapsamlı bir değerlendirmesini yapması, önümüzdeki dönemin yol haritasına önemli katkı sağlayacaktır.
Bir şeyler için karar alınacaksa tam da zamanı!

ENSEYİ KARARTMAYA GEREK YOK, UMUDUMUZ VAR!
Değerli dostumuz Yusuf TAŞKAN Bey ile bazı konularda hemfikiriz.
Türk güreşini karamsar bir tabloya mahkûm etmek bize yakışmaz.

Evet, Astana’da tablo istediğimiz kadar parlak değildi. Ancak enseyi karartmaya da gerek yok. Çünkü umudumuz var!
Örneğin grekoromen stilde bir gümüş madalya kazandık. Ancak bunun yanında iki, hatta üç bronz madalya daha kazanabilirdik.

Rıza KAYAALP, Kerem KAMAL ve Ahmet YILMAZ küçük farklarla bronz madalya fırsatlarını kaçırdılar.
Kadınlarda Buse TOSUN ÇAVUŞOĞLU, Nesrin BAŞ ve Tuba DEMİR’in geçmişte yendikleri rakiplerinin bu kez dünya kürsüsünde yer almaları da dikkat çekiciydi.
O madalyalar bizim de olabilirdi!

GÜREŞTE FİZİK GÜÇ, KUVVET,
KONDİSYON VE TEKNİK!
Bilirsiniz, bunu sık sık dile getiriyoruz.
Günümüz güreşinde fizik güç, kuvvet, kondisyon ve teknik bakımından en üst seviyede olmak zorundayız.

ASTANA’DA BU GERÇEK BİR KEZ DAHA İSPATLANDI.
O zaman Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok!
Kadınlarda 18 yaşındaki Hintli Manisha,
6-0 geriye düştüğü müsabakayı 8-6 kazanarak ülkesine ilk dünya şampiyonluğunu kazandırdı ve tarihe geçti.
Keza 55 ve 62 kilolarda genç Amerikalı sporcular dünya şampiyonu oldular.

Serbest stilde ise 65 kiloda 19 yaşındaki Amerikalı Bowen Basset, olimpiyat ve dünya şampiyonluğu bulunan İranlı ve Rus rakiplerini yenerek dünya şampiyonluğuna ulaştı.

Peki, biz neden başaramayalım?
Yeter ki doğru planlama yapalım, gençlerimizi iyi hazırlayalım ve onlara gerekli imkânları sunalım.

GENÇLERİMİZE GÜVENİYORUZ!
2027 Dünya Şampiyonası’na iyi hazırlanabilirsek gençlerimizin de dünya kürsüsünde yer alabileceğine inanıyoruz.

Serbest stilde:
Muhammed Fatih ALTUNBAŞ, Ahmet YAĞAN, Abdullah TOPRAK, Tolga ÖZBEK, Metehan YAPRAK, Cemal Yiğit PURCU, Ferhat KILIÇ ve diğer gençlerimiz…
Grekoromen stilde;
Alperen BERBER, İbrahim ÖZDEMİR, Azat SARIYAR, Servet ANGI, İsmail BEREKET, Yusuf Yaser AKSU ve diğer yeteneklerimiz…

Kadınlarda:
Tuba DEMİR, Elmira YASİN, Beyzanur AKKUŞ, Şevval ÇAYIR, Özdenur ÖZMEZ, Kıymet Rumeysa TEZCAN, Elif Şevval KURT ve diğer gençlerimiz…
Olimpik kadrolarda ve rezerv kadrolarda bulunan sporcularımız da bu hazırlık sürecinin önemli bir parçası olmalı.
Neden Avrupa ve Dünya Şampiyonu olmasınlar?

Amerikalı Everest Leydecker ve Nwachukwu ile Hintli Manisha gibi 19-20 yaşlarındaki sporcular büyüklerde dünya şampiyonluğuna ulaşabiliyorsa bizim gençlerimiz de başarabilir.
Bu yetenekler bizde de var!

TECRÜBE İLE GENÇLİĞİ BİRLEŞTİRMELİYİZ
Buse Tosun ÇAVUŞOĞLU, Evin DEMİRHAN YAVUZ, Nesrin BAŞ, Rıza KAYAALP ve Kerem KAMAL gibi tecrübeli şampiyonlarımızın gençlerle birlikte çalışması çok önemli.
Kadriye Koçak AKSOY, Zeynep Yetgil KAMAL ve diğer başarılı sporcularımız da bu hedefin önemli parçaları.
Gençlerin tecrübeli şampiyonlarımızdan öğreneceği çok şey var. Tecrübeli sporcularımızın da gençlerle birlikte çalışarak rekabet ortamını güçlendirmesi gerekiyor.
Özellikle serbest stilde genç kadromuzun yanında iki tecrübeli isim olan üç kez Avrupa Şampiyonu Feyzullah AKTÜRK ve Süleyman KARADENİZ ile Muhammed Beşir’in de kamplarda bulunmasının yararlı olacağını düşünüyoruz.

2027’de önümüze üç altın madalya hedefi koyabiliriz!
Özellikle Feyzullah AKTÜRK konusu üzerinde durmak istiyoruz.
Bugün yağlı güreşteki popülerliğinde, bir cok kez Avrupa şampiyonu olmasının da etkisi aşikâr.
Yağlı güreş ve Kırkpınar sevgisi elbette çok değerli.
Ancak minder güreşinde de kendisine ihtiyacımız var.
Feyzullah AKTÜRK’ün yağlı güreş aşkı ile minder güreşi arasındaki dengeyi kendisi ve TGF teknik kadrosu birlikte ayarlamalıdır.
Çünkü başka lüksümüz yok!

Grekoromende ağır sıklette de
Rıza KAYAALP’in yanında
Fatih BOZKURT ve M. Hamza BAKIR her an hazır tutulmalı. Bu sporcuların Rıza Kayaalp ile aynı hazırlık ortamında bulunmaları, rekabet ve tecrübe aktarımı açısından faydalı olacaktır. Rıza Kayaalp abilerinin çok yararı olacaktır onlara..

Daha çok uluslararası turnuva, daha fazla ikili kamp ve daha fazla kaliteli müsabaka…
Bütün bunları 2027 ve tabii ki 2028 Olimpiyatları için planlamak Türkiye Güreş Federasyonuna düşüyor.

ASTANA’DAN ÇIKARDIĞIMIZ DİĞER DERSLER
Astana’ya gitmedik ancak internet üzerinden hemen hemen bütün müsabakaları izledik. (Bir yıllık abonelik karşılığında 41 Euro ödeyerek!)

Birkaç önemli noktaya dikkat ettik.
İlk konu: İklim ve rakım şartları.
Bundan sonraki hazırlık kamplarında iklim şartları ve müsabakanın yapılacağı yerin rakımı çok daha iyi hesaplanmalı.

Grekoromen takımımız Erzurum’da, kadınlarımız Sarıyer’de, serbest stil takımımız ise Kastamonu’da hazırlanarak Astana’ya gitti.
Oysa üç takımımızın da benzer rakım ve iklim koşullarında hazırlanmasının faydalı olabileceğini düşünüyoruz.

Astana’da havanın oldukça soğuk olduğu da ifade edildi. Bu tür ayrıntılar, yüksek performans gerektiren şampiyonalarda göz ardı edilmemeli.

İkinci konu: Cep telefonu ve antrenman konsantrasyonu.
Bir örnek vermek istiyoruz.
İran’da antrenmana girilirken teknik heyet ve güreşçilerin en az iki saat boyunca telefonlarını odalarında bıraktıkları ifade ediliyor. Böylece antrenmana konsantrasyonun artırılması hedefleniyor.
Bizce üzerinde durulması gereken bir konu.
Antrenman saatinde bütün dikkat minderde olmalı!

TEKNİK EKSİKLERİMİZİ GÖRMEK ZORUNDAYIZ
Güreşin teknik boyutunda söyleyeceklerimiz elbette sınırlı. Ancak yılların tecrübesiyle izlediğimiz müsabakalardan bazı gözlemlerimizi paylaşmak istiyoruz.
Grekoromen stilde müsabaka kuralları, serbest ve kadınlar güreşine göre daha anlaşılır ve sistemli bir yapı gösteriyor.
Grekoromen;
Ayakta aktif olmak, ilk 45 saniyelik süreçte rakibi pasif duruma düşürmek, parterde üstte güreşerek puan almak ve en az bir çırpma yapabilmek…
Tabii ki rakibe parterde çırpılmamak!
Bütün bunların temelinde kondisyon, güç, kuvvet ve teknik bulunuyor.

Sporcularımızın rakiplerini yalnızca antrenörleriyle değil, güreşi iyi bilen arkadaşlarıyla da birlikte izlemeleri gerekir.
Rekabet ortamını artırmanın yollarını aramalıyız.

Kadınlarda da özellikle kolunu baglayarak kontrolü çırpma, zon bölgesindeki taktikler ve rakibi minder dışına çıkmaya zorlama konularında daha fazla çalışılmalı.

Dağıstanlı güreşçiler dünyanın dört bir yanına yayıldılar. Üç stilde de bu güçlü güreş ekolünün etkisini görüyoruz.

Her sıklette aynı ayarda üç-dört güreşçiyi zaman içerisinde bir araya getirebilmek ve birbirleriyle rekabet etmelerini sağlamak zorundayız.

Astana’da birçok güreşçimizin özellikle parterde, başta çırpma olmak üzere, başarılı olamadığını ve uygulamakta zorlandığını gördük.

Bize göre en ciddi sorunlardan biri de güreşçi havuzumuzun oldukça dar olması.

Kadınlarımızın da özellikle çırpma savunması ve parter teknikleri üzerinde özel çalışmalar yapması gerekiyor.

Serbest stilde ise dalmadan başarılı olmamız mümkün değil!
Özellikle zon bölgesinde yapılacak çok şey var.

Snyder ile Sadulayev’in müsabakasını defalarca izleyip analiz etmekte yarar görüyoruz.
Rakipleri izlemek, onların güçlü ve zayıf yönlerini belirlemek ve buna göre hazırlık yapmak artık olmazsa olmazımız olmalı.

GREKOROMEN STİLDE GENÇLEŞME ŞART!
Grekoromen takımımızın yaş ortalaması bakımından da üzerinde durulması gereken bir durum var.
Kadroda 30 yaşını geçmiş veya bu yaşa yaklaşmış çok sayıda güreşçimiz bulunuyor.
Yavaş yavaş gençleşme sürecini başlatmalıyız.

İran başta olmak üzere Asya ülkeleriyle ikili kamplar düzenlenmesi, içeride rekabetin artırılması ve genç sporcuların tecrübeli isimlerle birlikte hazırlanması önemli.
İran, Astana’da bize göre daha genç bir kadroyla mücadele etti.

Bir başka üzücü konuya da değinmek istiyoruz.
Bazı güreşçilerimizin kariyerlerinde dünya ve Avrupa şampiyonlukları bulunmasına rağmen minderde geçmiş başarılarını tekrarlayamadıklarını gördük.
Çünkü güreşte kariyer değil, o günkü performans kazanıyor!

Üstelik bazı sporcularımız, yenildikleri rakipleri kendi sıkletlerinde favori isimler olmamasına rağmen bronz madalya mücadelesine kalamadılar. Sonraki müsabakalarında da farklı yenilgiler aldılar.
İnsanı üzen de bu.

Değişim şart.
Ancak alttan gelen elit güreşçi sayımız da maalesef yeterli değil.
Bu nedenle yalnızca mevcut kadroyu değiştirmekle yetinemeyiz. Yeni güreşçiler yetiştirmek ve onları dünya seviyesine taşımak zorundayız.

KARAKUCAK GÜREŞİ VE MİNDER GÜREŞİ BİRLİKTE DÜŞÜNÜLMELİ
Bir önemli konu daha…
Karakucak güreşiyle ilgili olarak Türkiye Güreş Federasyonu ve Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu başkanları ile yetkili kurulların mutlaka bir araya gelmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Ortak bir çözüm bulunmalı.
Çünkü minder güreşimizin en önemli kaynaklarından biri Karakucak güreşidir.

Geleneksel güreşlerimiz ile minder güreşi arasında güçlü bir bağ kurulmalı.
Genç yeteneklerin keşfedilmesi,doğru yönlendirilmesi ve olimpik güreşe kazandırılması için ortak bir sistem geliştirilmelidir.

Radikal kararlar almanın tam zamanı!
İran, Azerbaycan başta olmak üzere ABD, Hindistan, Japonya ve son yıllarda önemli çıkış yapan Orta Asya ülkelerinin sistemlerini araştırmalıyız.

Spor bilimini bilen, araştıran ve uygulayabilen kişilerle sık sık görüş alışverişinde bulunmalıyız.
Bizim içimizde de bu potansiyele sahip çok başarılı isimler var.
Yukarıda bazılarını sıraladık.

BİLİMSEL ÇALIŞMA VE RAKİBE ÖZEL ANTRENMAN
İşin teknik boyutu ve ayrıntılı analizi elbette teknik heyetin ve güreş uzmanlarının sorumluluğundadır.
Ancak Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Gürcistan ve Ermenistan gibi ülkelerin Sovyetler Birliği döneminden miras kalan bilimsel, güçlü ve yaygın altyapı sistemleri bulunuyor.

Finansal sistemleri devlet destekli ve ciddi bir denetim mekanizmasına sahip.
Bunun sonucunda da sürekli başarı elde ediyorlar.

Müsabaka analizi konusu da son derece önemli.
Gözlem ve istatistik yoluyla rakibe karşı strateji geliştirmek, kendi sporcularımızın müsabaka ortamındaki performans bileşenlerini analiz etmek ve buna göre antrenman programlarını güncellemek zorundayız.
Bugün artık özellikle bizim branşımızda yalnızca kişiye özel antrenman değil, rakibe özel antrenman da ön planda.
Değerli dostumuz Rafet ÜNVER’in bu konudaki değerlendirmesini de paylaşmak istiyoruz:
“Bunları söylemekten dilimde tüy bitti. Bilimsel yol ve metotların aydınlık otoban yolları varken, inatla şose yoldan dağı aşmayı bırakmanın zamanı geldi. Hâlâ zaman var, olimpiyat için!”
Bizce de çok önemli bir tespit.

KADIN GÜREŞİMİZDE POTANSİYEL VAR
Kadın güreşimizde önemli bir potansiyel bulunmaktadır.
Önemli olan, bu potansiyeli dünya şampiyonası düzeyinde sonuç alabilen bir performansa dönüştürmektir.

Türkiye’nin yalnızca bir gümüş madalya kazanması ve takım sıralamasında 26 puanda kalması, kadın güreşimizin de yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılıyor.
Kadınlarımızın daha fazla uluslararası müsabakaya çıkması, teknik eksiklerini gidermesi, özellikle parter ve savunma çalışmalarına ağırlık vermesi gerekiyor.
Genç sporcularımızı doğru hazırlayabilirsek kadın güreşinde de çok daha iyi sonuçlar alabiliriz.

ALTYAPI ANTRENÖRLERİNE DAHA FAZLA DEĞER VERİLMELİ
Bir diğer önemli konu da altyapı antrenörlerimiz.
Başarılı ülkelere baktığımız zaman altyapı antrenörlerinin çok iyi yetiştirildiğini ve desteklendiğini görüyoruz.
Bizde de bu konuya çok daha fazla önem verilmesi gerekiyor.
(Seminer..)

Sporcunun temelini atan, onu güreşle tanıştıran, ilk teknikleri öğreten ve yıllarca emek veren altyapı antrenörleri başarı zincirinin en önemli halkalarından biridir.
Onların emeği ve fedakârlığı yeterince değerlendirilmeden sürdürülebilir başarı elde etmek kolay değildir.
Ciddi ve uzun vadeli spor politikalarına ihtiyacımız var.

BİRLİK VE BERABERLİK OLMADAN BAŞARI GELMEZ
Devletimiz, bakanlıklarımız, federasyonlarımız, başkanlarımız ve bütün spor camiası aynı hedef doğrultusunda hareket etmeli.
Yanlış anlaşılmasın; siyasi gündemler, günlük tartışmalar ve kişisel çekişmeler sporun önüne geçmemeli.

Biz sağlam temeller üzerinde ilerlememiz gerekirken gündem kovalamaktan, güncel siyasi gelişmeleri takip etmekten ve zaman zaman politik davranışlardan dolayı ilerleyecek vakit ve güç bulamıyoruz.
Birbirimizi engellemek, birbirimize zorluk çıkarmak yerine ortak hedefler etrafında buluşmalıyız.

Keşke bizde de daha güçlü bir birlik ve beraberlik olabilse!
Herkes devletimizin ve milletimizin faydasına çalışabilse…

Yaptıklarımızla ve yapamadıklarımızla cesaretle yüzleşebilmeliyiz.
Bu yüzleşmeyi gerçekleştirdiğimizde sorunların önemli bir kısmının çözüleceğine inanıyoruz.

Türk sporunun temel sorunlarından biri de ciddi gerçeklerle yüzleşmekten kaçınmaktır.
Hastalığın nerelerden kaynaklandığını görmek, sorunları açıkça konuşmak ve çözüm üretmek zorundayız.

ASTANA’DAN SONUÇLAR VE İSTATİSTİKLER
Birbirinden kaliteli güreşler izledik.
Öncelikle müsabakaları ekranlara taşıyan TRT SPOR’a teşekkür ediyoruz.
Salon fevkalade doluydu.
Organizasyon her yönüyle başarılıydı diyebiliriz. Uzun süredir ilk kez bu kadar seyirciyle dolu bir salon gördük.

Kadınlar Dünya Şampiyonası’na
53 ülkeden 204 güreşçi katıldı.
Millî takımımız şampiyona boyunca toplam 21 müsabaka yaptı.
Bu müsabakaların 7’sini kazanırken 14’ünü kaybetti. Rakiplerinden toplam 83 puan alırken rakiplerine 133 puan verdi.
Millî takımımız şampiyonayı madalya kazanamadan tamamladı.

Kadınlar Dünya Şampiyonası takım sıralaması:
1. ABD – 137 puan
2. Japonya – 135 puan
3. Çin – 121 puan
4. Ukrayna – 106 puan
5. Hindistan – 94 puan
6. Türkiye – 26 puan

Grekoromen stil takım sıralaması:
1. İran – 192 puan
2. Azerbaycan – 104 puan
3. Özbekistan – 80 puan
4. Belarus – 63 puan
5. Kazakistan – 63 puan
6. Rusya – 61 puan
7. Bulgaristan – 60 puan
8. Gürcistan – 53 puan
Türkiye – 42 puan

Serbest yarın sona erecek.
Yaklaşık aynı rakamlar gibi..

Grekoromende Yüksel SARIÇİÇEK’in kazandığı gümüş madalya ile yetinmek zorunda kaldık.
Kadınlarda madalya kazanamadık.

Serbest stilde de madalya olmayacak gibi

SON SÖZ: 2032 VE 2036’YI DA ŞİMDİDEN PLANLAMALIYIZ
“Zor” insanı adam eder derler.
Zor zamanlar güçlü insanlar üretir, kolay zamanlar ise zayıf insanlar…
Bu cümleyi özellikle kullanmak istedik.
Çünkü zorlukları yaşamadan, eksiklerimizle yüzleşmeden ve gerekli mücadeleyi vermeden başarı gelmez.

2027 ve 2028 hedeflerine hazırlanırken 2032 ve 2036 Olimpiyat Oyunları’nı da bugünden planlamalıyız.
Yalnızca bir sonraki şampiyonayı düşünerek kalıcı başarı elde edemeyiz.

Önümüzde hâlâ zaman var.
Yapmamız gereken; tartışmak, değerlendirmek, eksiklerimizi görmek, doğru kararlar almak ve bunları kararlılıkla uygulamak.

Türk güreşinin geçmişinde büyük başarılar, bugününde önemli yetenekler, geleceğinde ise hâlâ çok büyük umutlar var.
Yeter ki bu potansiyeli doğru değerlendirelim.
Yeter ki gençlerimize güvenelim.
Yeter ki altyapıya, antrenöre, bilime ve sistemli çalışmaya gereken önemi verelim.
Yeter ki birlik ve beraberlik içerisinde aynı hedefe yürüyelim.

2027 Avrupa Oyunları, 2027 Dünya Şampiyonası ve 2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları için hâlâ zamanımız var.

YETER Kİ GEREKLİ ŞEKİLDE HAZIRLANALIM!

Ata KARATAŞ – Yusuf TAŞKAN

01 Kasım 2026

Benzer Haberler

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Haberi Paylaş

spot_img

Son Haberler

Bülten

Güncel kalmak için abone olun